KAPAKTAKİ FOTONUN ARDINDAN MÜHR-Ü SÜLEYMAN
İlk olarak köyleri gezmeye başladığımda karşıma çıkmaya başlamıştı bu yıldız.
Kapı girişlerinde, Eşiklerde, Şömine üstleri gibi birçok noktalarda vardılar.
Hatta bazı yerlerde üzeri kazınmış veya boyanmış olarak da gizlenmişti.
Araştırdıkça karşıma ev girişlerinde şömine üstlerinde gibi göze sokulacak yerlerde kullanıldıklarını gördüm. Neredeyse her evde birkaç yerde bulunmaktaydı. Yani sayısı çok fazlaydı.
Anlamını herkese sordum.
Yeterli bir cevap almak mümkün değildi.
Açıklamalar arasında eski Türk geleneğinden başlayanlar da bizleri kayıp Yahudi toplumuna bağlayanlar da vardı.
Her sorduğumda ayrı bir hikâye dinledim, Fakat anlatılanlar birbirleriyle hiç uyuşmuyorlardı.
Cevap verenler arasında şüphe ile çekimser bir şeyler söyleyenler olduğu gibi benden cevap bekleyenler de bulunmaktaydı.
Hatta birisinin kızgınlıkla “Niye bu kadar karıştırıyorsunuz!” eleştirisine bile maruz kalmıştık.
Bu yazıyı aslında seneler evvel kaleme almıştım ama Kapak ta kullanacağımız için hafif revize edip yayınlamakta fayda görmekteyim.
MÜHR-İ SÜLEYMAN
Vikipedi’ye göre Mühr-ü Süleyman, Orta Çağ Yahudi geleneğinde, çeşitli İslam ve Batı okültizminde Kral Süleyman'a atfedilen mühür damgasıdır. Çoğunlukla pentagram veya heksagram şeklinde tasvir edilmiştir.
Türkler arasında Mühr-i Süleyman, Yahudiler arasında Davut'un Yıldızı olarak bilinir.
Anadolu Selçuklu ile Osmanlı mimarisinde de kullanılmıştır.
Müslüman ve Türk mimarisinde çok eskiden bu yana süslemelerde kullanılmıştır. İki üçgenin oluşturduğu sembol, değişik zaman ve coğrafyalarda farklı kombinasyonlarda uygulanmıştır. Türkistan'ın Yesi şehrindeki Ahmet Yesevi türbesindeki sekiz köşeli yıldız ile Sivas Gök Medrese'nin kapısındaki sembol aynıyken yine Sivas Gök Medrese’nin minarelerindeki oyma süslemeler Mühr-i Süleyman'ın çeşitleridir.
Rivayet edilir ki, Süleyman Peygamber bu yüzüğün gücü sayesinde insanlar dışındaki varlıklara (cinlere, hayvanlara), tabiata ve nesnelere de hükmederdi.
Hatta bir rivayette bu yüzüğün bir dönem cinler tarafından çalındığı ve Süleyman Peygamber'in gücünü ve hükmünü kaybettiği ve bu dönemde yeryüzünde birçok karmaşanın yaşandığı söylenir. Sonra Süleyman Peygamber tekrar yüzüğü ele geçirir ve hem gücünü kazanır hem de yeryüzündeki karmaşaya son verir.
Ayrıca bu mührün şekline sahip olan yüzük, kolye, dövmeyi kullanan insanların kötücül varlıklardan korunduğu ve işlerinin sorunsuz ilerlediğine inanılır.
Bir nevi bugünkü Nazar Boncuğu gibi kullanılan Mühr-i Süleyman’ın Şerden koruduğuna ve bereket getirdiğine inanılmaktadır
bu gün kullanılmasa da yüzlerce yıl kutsal olarak kabul edilmiş cami medrese ve geçitlerde, mezarlıklarda, yüzüklerde, padişahların gömleklerinde tılsım olarak yerini almıştır.
“Sembolün Kullanımı”
Bu motif Hint’te yaratıcı Vişnu üçgeni ile yok edici Şiva üçgeninin iç içe geçmiş hali imiş ve maddi alemin yaratılışı ile yok oluşunu işaret edermiş.
İslam öncesi doğu kültürlerinde ise bu motif, madde ile mana, iyi ile kötü, güzel ile çirkin, Tanrı ve kaos, derun ve masiva, kadın ve erkek vb. zıtlıklara işarette bulunurmuş.
Mühr-ü Süleyman’ın üzerindeki altı kollu yıldız motifinin daha tunç devrinden itibaren Ortadoğu coğrafyasında sıklıkla kullanıldığı arkeolojik kalıntılardan bilinmektedir.
Roma, İbrani, Asur, Bizans gibi eski medeniyetlerden kalan eserler üzerinde de sıkça göze çarpmaktadır.
Eski Türklerin kullandığı on iki hayvanlı takvimde de bu yıldız gözükmektedir.
Mitolojik zamanlardan itibaren bereket ve güç sembolü sayıldığı, pagan toplumlarda da kutsal kabul edildiği bilinmektedir.
Ona her devirde atfedilen anlam da bu yüzden değişip durmuş.
Altı yön, matematikte ilk mükemmel sayı,
dünyanın altı günde yaratılışı,
bereket ve bolluğun özü vs. bunlardan bazılarıdır.
Şer güçlerden korunmak için tılsım oluşu ise pek yaygın bir kullanım alanıdır.
| 1) Koç damgası, 2) Koç damgası, 3) Salur damgası, 4) Kıpçak (Tatar) damgası, 5) Yıldız damgası ve 6) Ay damgası |
“Türklerde kullanım”
Kur`an-ı Kerim`de geçen 28 peygamber arasında bulunduğundan, Hz. Süleyman ve aslında Tanrı manasına gelen Mühr-i Süleyman gücünü Kur`an-ı Kerim`den de almaktadır.
Bu sebeple Mühr-i Süleyman, Türkler tarafından benimsenmiş ve Türk Kültürüne tereddütsüz girmiştir.
Kemerlerde; kemerlerin çökmemesi için, Mezarlarda, cesedin çürümemesi, Hayvanlardan, böceklerden korunmak için, Tanrının gazabından tanrıya sığınmak için, evlerde nazarlık ve saadet için, kötü ruhlardan korunmak için, savaşlarda düşman kuvvetlerinden korunmak için Mühr-i Süleyman hep kullanılmış ve rahmani bir simge haline gelmiştir.
Mühr-ü Süleyman’ın bulunduğu yere şeytanın giremediğine dair oluşan halk inancından dolayı İslam alemindeki yüzlerce yıllık tarihe sahip pek çok caminin tavan, duvar ve cam süslemelerinde de Mühr-i Süleyman deseni bulunmaktadır.
Anadolu Selçukluları, Artukoğluları ve İlhanlıların eserlerinde bilhassa kubbelerin kilit taşlarında sıkça rastlanır.
Osmanlılarda ise başta hamam kubbe delikleri olmak üzere mezar taşları, cami tezyinatları, anıtlar ve kemer kilit taşlarıyla çini, seramik gibi mimariyi ilgilendiren hususlarda şeytanı uzaklaştırma amacıyla mutfak eşyalarında, çeşmelerde, sebillerde zehirlenmeye karşı tılsım niyetine; serpuş, tolga vb. başlıklarda güç sembolü olarak, giyim eşyaları ve takılarda hırz ve vefk olsun diye kullanılmıştır
Barbaros Hayreddin Paşa uğur getirsin diye sancağına Mühr-i Süleyman motifi nakşettirmiştir.
Türk-İslam tarihinde sıkça kullanılan bu “altı köşeli yıldız” deseni zaman içinde “Seal of David” adıyla Yahudi ve Masonlar tarafından da kullanılmaya başlandı.
Yahudiler sonraki dönemlerde bu şekli kutsal kabul edip sancak, flama ve muskalara işleyerek büyücülük tılsımı yaptılar.
Bu şeklin Yahudiler tarafından bir sembol olarak sıklıkla kullanılmaya başlanmasıyla birlikte Müslümanlar tarafından kullanımı da o oranda azalmış ve günümüzde ise hemen hemen terkedilmiştir.
Zamanın eserlerinde sıkça kullanılan bu sembol artık günümüzün gerilimli zaman ve dünyasında İslam ve Hıristiyan alemi tarafından terk edilmeyle kalmamış hatta anlamı bilinmediğinden birçok tarihi eserde de tahrip edilmiştir.
Sonuç olarak Mühr-ü Süleyman`a Tanrı sembolü diyebiliriz.
Tanrının yarattığı her çeşit mahlûkun şerrinden, yani kötülüklerden, yine yaratıcı Tanrı`ya sığınılmasıdır.
Tanrıya belki de bir yakarıştır Mühr-ü Süleyman
KAYNAK KALİF DERGİSİ 3. SAYI SAYFA 6
